02

Bu alemde gördüğümüz her şey şeriattır. Şeriat olmadan hiçbir şey vücut bulmaz. Örneğin
elimize bir taş alaım. Elinde tuttuğun nedir diye sorsalar, Taş deriz.
İşte bu şeriattır. Taşlar üzerinde eğitim gören birisi gelse.Aynı soru ona tevdi edilse. Evet
bunun ismi
taştır.Ancak bu taş şu şu madenleri içermektedir. Bunun kullanım yeri şurası olmalıdır der.
Şimdi bizde bu mesleği öğrenmek istersek Ehline gidip talebe olmamız gerekir.
Bu da tarikattır. Taş olarak bildiğimiz ilme ,ilim katarak bu taşın vasıflarını öğreniriz.Bu da
tarikattır.
Birde nerede kullanılır mevzuunuda bilirsek bu da hakikattır.
Marifet ise bu işlemi yapmaktadır.
Marifettir Adem'e veren hayat.Marifetsiz Adamı sürüye kat.
Tekrar başa dönelim. Evet gördüğümüz her şey ama her şey şeriattır.
Bizler zaman zaman küçücük aklımızla şeriatı dar kalıplara sokmak isteriz.Peki şeriat dar
kalıba girermi ? Bunun mümkünü yoktur. Sadece kendimizi aldatmış olur, kendimizi o dar
kalıba hapsetmiş oluruz.Oysa dar kalıp dediğimiz cüz dür.Cüzümüzü Kül olana vermedikçe
hep cüzde kalırız. Hemde kendimize eziyet etmiş oluruz.Cüz bize niye verilmiştir ? Külli olanı
bulabilmemiz için. Külli olanı
anlayabilmemiz için. Peki bu mümkünmü ? Elbette mümkün.
Rabbımız olan Allah'ın isteğide bu değilmi. Gerçekte bize ikram edilen cüzde onun
değilmidir.? Onun olanı ona vermedikçe. Hayır bu cüz benim dedikçe cüzde kalırız.
Cüz , külli olana bağlı olmadıkça, Külli olanda
cüzi olanı ostemez. Ben sizi tertemiz olarak halk ettim, tertemiz olarak huzura gelin.
demiyormu. Gelin inadı bırakalım . Şeriatsız hiçbirşey olmayacağı gibi, tarikatsız ve
hakikatsızda olmayacağını idrak edelim.
Bunu idrak edebilenler mutlak Marifete erenlerden olur.