Zaman zaman insanın kendisiyle konuşması bir garip olur.
İşte size bir örnek.
-Allah'a inanır mısın?
-Elbette.
-Enfüste olana mı, afakta olana mı?
-Elbette her ikisine de inanırım. Zaten ayrı değildir.
-Peki, sana senden yakın olanı ne kadar bilirsin?
-Bildirdiği kadar bilirim.
-Peki İnsanın hakikatı olan Allah'ın melekleri var mı?
-Olmaz mı? elbette var.
-Peki peygamberleri de var mı?
-Tabiki var.
-Peki bunlar insanda mevcut mu?
-Bu hakikatlar olmadan insan olunmazki.
Evet işte böyle dostlarım. Zaman zaman kendimle sohbet
ederken, bende hayret ederim. Bazen yukarda yazdığımız
gibi Amentü yü kendinde buldun mu diye soruverir.
Bazen de ikaz eder, dışarda beni bulman zordur. Çünkü
Dışarda meçhulüm . Ama kendinde ararsan, sende malum
olurum. Bu şekildeki karşılıklı sohbetler bizim kendimizi
daha iyi tanımamızı sağlar. Çünkü insan denen hakikatta
Öncelikle Allah var. Ben demiyorum. Kendisi buyuruyor.
"Ben size şah damarınızdan yakınım."
Mademki bize bizden yakın olduğuna inanıyoruz. Meleklerine,
Kitaplarına, peygamberlerine, Ne varsa hepsini kendimizde
bulup, tasdik ederek inanmalıyız diye düşünüyoruz.
Her neki var alemde
Örneği var Adem'de
Bul sen seni bu demde
Kendine gel kendine.
Evet Ey iman edenler ,
Kendi hakikatınız olan Billah'a iman edin.
Yüzünüzü Mescüdül Aksa'dan Mescüdül Harama dönün.
Her ayet insana hitaptır.
Okumak bilirisek İnsan Ümmül Kitaptır.