Hakikata ulaşmada ,hoşgörü ilk sıradadır. Bunlar hep bilinen ,hep konuşulan şeylerdir.
Aynı zamanda hepimizin arzuladığı hakikattır.
Hem yazılır,hem söylenir,hem bilinir. İyi de neden
yaşanmaz.Bakınız, hepimiz bu hoşgörüye muhtacız.
Eğer biz hoşgörü nedir bir anlasak, Önce kendimizin bunu
yaşamamız gerektiğini biliriz. Oysa hoşgörüyü karşıdan
beklediğimizden bir türlü anlayamıyoruz. Çünki beklentilerimiz genelde benlik yönünde
oluyor.
Benliğe hoşgörü bekliyoruz.Oysa kul ,her ne kadarda hoşgörülü davransa da, Allah bunu
kabul etmiyor ve benliğimizi bırakmamızı istiyor. Benlikle hoşgörü olmaz. Olursa , yarın yüze
vurulur. Ben sana şöyle yaptım.Böyle yaptım.Hoşgörülü davrandım.Vs.
Oysa hoşgörüde sen ,ben yoktur. Sen, ben olduğu müddetçe
hoşgörü olmaz.
Hoşgörü nedemektir. Güzel olan şeyi güzel görmek değil. Güzel olmadığını var saydığımız
şeyleri,güzel görmektir. Güzel görürsen , fena olmadığını anlarsın.
HER NEYE KEMAL İLE BAKSAN ,KENDİ KEMALİNDİR SENİN.
HER NEYE NOKSAN BAKAR İSEN.KENDİ NOKSANINDIR SENİN.
Bu sözü anlayan için ,başka söze hacet yoktur.
Birde hakikat yoluna girdiğimizde, nefsimize zor gelen halleri dillendirmemek gerekir.Çünki
dillendiren nefstir.Onu Müslüman etmek kişinin , asli görevidir. Hoşgörü sahibi olmak
istersek, Hoşgöreceğiz.
Hoş görmeyi beceremeyenler, Haşa Allah'ın yolunada laf söylerler.Şöyle bir menkıbe
işitmiştik .
Musa As. Birgün çok hiddetlenmiş.
Allah sormuş. Hayrola Ya Musa niye hiddetlendin.
Ya Rabbi ben bunlara hakikatı anlatıyorum. Anlamıyorlar. Birde üstelik bana iftira
ediyorlar.
Gelen hitaba dikkat lütfen.
Üzülme Ya Musa , bana da iftira ediyorlar.
Bu menkıbe anlamak isteyene çok şey anlatıyor.
Hata yapmak, dünyevidir. Affedip ,hoş görmek,Uhrevidir.