Kişinin özüne uygun davranışlarda bulunabilmesidir.
Bu söze aynen katılıyorum. Bu özüne uygun olan davranışlar
ezelde Allah'ın CC. insanları yaratırken donattıkları vardır.
Ayette de "Allah'ın size kazandırdıkları vardır. Birde sizin
kendi ellerinizle kazandıklarınız vardır."Buyuruyor.
Demek ki bize halkiyetimizde lutfedilmiş olanlar için hiç
ayrılığımız yok. Yani hayat dendiği zaman bu hayat herkeste
mevcut. İrade herkeste var. Burada da bir ayrılık yok.
Uzatmayalım Allah'ın CC. bize kazandırdıklarında bir
anlaşmamazlık yok. Ancak Muhammed'i terbiyeden
geçmemişse kişi Güzel ahlak sahibi olması zordur.
Çünkü yine ayette "Kendi ellerinizle kazandıklarınızla bizim
huzurumuza geleceksiniz." Buyuruyor.
Demek ki Muhammedi bir terbiyeden geçmeyen bir hayatın
yine Muhammed'i terbiyeden geçmemmiş olan isteklerde
pek ahlak olmuyor. "Güzel ahlakı tamamlamağa geldim"
Diyen efendimizin bu sözüyle bize vermek istediği mesajı
görmemiz gereklidir. Sadece kendisi için mi söyledi bu sözü
yoksa bizleri de kapsıyor mu? Yahu zaten onun kendisi
güzel ahlak üzerine yaratıldı. Bizlerde onun terbiyesiyle
ancak bu güzel ahlaka ulaşabiliriz. Ahlak deyince hayatın
her anını kapsar. Uyuyup kalmaktan, yiyip içmekten,
gezip dolaşmaktan ve en önemlisi ibadet etmemize
kadar, her davranış biçimimizi içine alır.
Kişi Muhammed'i terbiyeye girmedikçe hak katında
kişilik kazanamaz. Halk arasında dahi kişiliksiz olan
insanlar yer bulamaz. Hak katında olan kişilikte ancak
Muhammed’i terbiyeden sonra mümkündür.
Yaşadığımız her an çok kıymetlidir. Bu anın değerini
bilenlerden olalım, Bu ana değerini verenlerden
olalım inşaallah.