Tuz kelime itibariyle , RUH'u temsil eder.
Nasılki efendimiz (SAV) sofraya oturduğu zaman
önce tuza banarmış.Sofradan kalkarkende tuza
banarmış. Elbette tuzun zahirende çok faydalı
bir nimet olduğunu biliyoruz. Ancak konumuz
tasavvufi kelimeler. Malumunuz olduğu üzre,
sofrada muhabbet sofrasıdır. Hani bizim Yunus'a
iki sofra birden indi derlerya. Bir yönüyle hem
şeriat hem hakikat sofrasıdır.Bizlerde bu güne
kadar hep tek yönünü düşünerek büyüdük.
Ancak her mevzunun iki yönü var olduğunu yeni
yeni kabullenmeğe çalışıyoruz. Bunu kabullenemeyenler
çoğunlukta. Ama bu iş böyledir. Zahir , batınsız. Batın
zahirsiz olmaz. (Tuz) RUH yaşanmış hakikat sofrasıdır.
Bazı misaller vardır. İsa peygambere kadar tuz
keşfedilmemişti. Eğer bizler İsa makamını yaşamaz isek.
Pis kokanlardan oluruz. Çünkü tuz kokmaz ve kokutmaz.
Zaten bildiğiniz gibi İsa RUHULLAH'tır. O yerde ilk defa
YAHYA ismiyle anılan , Zekeriya As.Oğlu vardır.
Yahya : Hayat demek olup. Hayat ise: Yaşantıdır.
Sofraya otururken ve kalkarken tuza banmak
luzumludur. Yoksa sofranın ne tadı olur ne zevki olur.
Tuzsuz bir sofradanda tadanlar zevk almazlar.
Soframız tuzlu, Muhabbetimiz tatlı olsun.