Allah , Adem'e esmaları öğretti.
Olmadı Allah , Adem'e esmaları talim ettirdi. Şimdi oldu.
Peki talim ettirdi demek öğretmek değilmi ? Evet. Ancak arada çok büyük fark var. Eğitim
sistemimiz var değilmi. Peki bu sistemde eğitim eksikliği olduğunu , sadece öğretim olduğu
hususunda hepimiz hem fikiriz.
O zaman aradaki farkı hepimiz biliyoruz.
Misalen yazıyoruz. Misal emsal değildir. Allah , Adem'in eline Kendi isim listesinimi
verdi.Al bunları ezberlemi
dedi.Yoksa Adem'e bu isimleri talim ettirirken, bak Adem bu esmalar her ne kadar bana
aitsede,Ben seni bu isimlerle şereflendiriyorum. Haydi bakalım. Settar olan benim ama ,bu
ismim ile sen beni temsil edeceksin.
Hadi bakalım sende ayıpları ört.
sadece bir esmanın misalini verdik. Anlamamız gereken şudurki Adem , Allah'ın esma,fiil
ve sıfatlarıyla şereflendi. Adem'i kadın yada erkek olarak tasavvur etmeyelim. İnsan olarak
düşünelim.
Adem'in , Allah indinde ne kadar değerli olduğunu anlatırken
söylemek istenende buydu. Allah'ın değer verdiği yine kendi
Esma , fiil ve sıfatlarınaydı. Yoksa huzura ben şunu yaptım
ben bunu yaptım diye çıkmak.Abesle iştigaldir. Şimdi Adem'e bir bakalım.Kendine ait neyi
var. Hiç bir şeyi yok.
Esma,fiil ve sıfatların hepsi Allah'a ait. İsterseniz dönelim
birde kendimize bakalım. Neyimiz var ? Kocaman bir HİÇ.
Hakikat sofralarında anlatılan yokluk ve hiçlik hep bu
minval üzeredir. İsan'ı, insan yapan ve onu kendi varlığıyla
şereflendiren Allah'tır. Bunu idrak edemeyip varlık iddiasında bulunan surette uyanıkta
olsa, hakikatta uykudadır."Nas uykudadır.Öldüklerinde uyanırlar."
Allah'ın insanı şereflendirdiği esma, fiil ve sıfatlarıdır.
Allah zatına ait olan Esma ,fiil ve sıfatları kimseye vermez.
Bunlarıda hiç kimse bilemez. Önemli olan (Ekrem) İkram edeni bilip,onu tanıyıp , ona daim
şükürde olmak gerekir.
"Şükredenler ne kadarda az"
Gelin bizde o azınlıkta olanlardan olalım.
Tabi lafla değil.TALİMLE